arşiv

‘Eğitim’ kategorisi için arşiv

Likidite Nedir?

Pazar, 07 Şub 2010 yorum yok

Genel muhasebe derslerinde gösterilen bu kavramın kelime olarak anlamı aşağıdaki gibidir.

Akışkanlık anlamına gelir. Bir şirketin aktiflerinin nakte çevrilebilme durumudur. Şirketin aktifleri paraya ne kadar çabuk ve eksiksiz çevriliyorsa likiditesi o kadar iyi demektir.

Pavlov’un Deneyleri

Cuma, 25 Ara 2009 yorum yok

Pavlov, deneysel araştırmalarını gerçekleştirmek için, klasik koşullama aygıtı olarak adlandırdığı bir araç geliştirmiştir. Bu bağlamda, denek olarak kullandığı köpeğin, koşulsuz uyarıcıya vereceği salya salgısını ölçmek amacıyla, hayvan üzerinde küçük bir operasyon gerçekleştirmiştir. Operasyon köpeğin yanaklarındaki salya bezinin bir bölümünün yüzeye getirilmesi ve bu bölgeye bir taşın bağlanması yoluyla yapılmıştır. Köpek başlangıçta ses geçirmeyen bir laboratuar ortamına getirilir ve bir masa üzerinde hazırlanmış olan düzeneğe koşum için bağlanır. Ancak deney başladıktan sonra köpeğin sakin durması için eğitilmesi gerekmektedir. Bu amaçla düzenek, uzaktan kumanda yöntemiyle köpeğin önündeki kaba kıyma koyacak şekilde tasarlanır. Böylece salya salgısı miktarı, sistematik olarak kaydedilir.

Araştırmacı, laboratuvar ortamındaki deneği tek yönlü bir aynadan izlemektedir. Fakat köpek, araştırmacının varlığından habersizdir ve yalnızca onun verdiği uyaranları algılayabilmektedir. Başka bir anlatımla köpek yalıtılmış bir laboratuvar ortamında yer almakta ve sadece kendisine araştırmacı tarafından yöneltilen koşulsuz uyaranlara tepkide bulunabilmektedir.

Categories: Eğitim Tags:

Geştalt Kuramının Ortaya Çıkışı

Cumartesi, 07 Kas 2009 yorum yok

Geştalt kuramının ilkeleri; Wertheimer, Kohler, Koffka gibi Alman psikologlar tarafından geliştirilmiştir. Bu konuda yayınlanan ilk makale, 1912′de Alman yönetim sistemi ve alternatif yönetsel yaklaşımları irdelemek amacıyla Wertheimer tarafından yazılmıştır. Wertheimer söz konusu makalesinde yönetim sisteminin sosyal, ekonomik, siyasal ve tarihsel süreçlerin bir ürünü olduğu görüşünü savunmaktadır. Böylece sosyal olay ve olgulara bütünlük içinde bakılması eğilimi güçlenmiş ve bu bağlamda doğa bilimlerinin indirgemeci ve nedensel yaklaşımları ile toplumsal sorunların çözümlenemeyeceği görüşü, giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu konuda önemli bir başka ürün ise Koffka’nın Principles of Geştalt Psychology adlı eseridir. Koffka, adı geçen eserinde, o dönemde etkin olan davranışçı ekolün, kavram ve dizgelerini sorgulamıştır. Koffka, içebakış yöntemini kullanan davranışçıları, yaşantıları bölerek anlamsız parçalara indirgemekle eleştirmiştir. Gerçekte Koffka da davranışları çözümlemek açısından ilke olarak içebakış yöntemini benimsemektedir. Fakat ona göre içebakış yöntemi, davranışçılar tarafından tekdüze ve mekanik bir anlayışla kullanıldığı için bu yolla bütünün bilgisine ulaşılamaz. Oysa içebakış yöntemi, organizmanın dış dünyayı ve orada yer alan uyaranların organizma tarafından nasıl algılandığını anlamak amacıyla kullanılmalıdır. Çünkü uya­ranları anlamlandıran, organizmanın algısal alanı ve bu alanı yönlendiren zihinsel süreçlerin işleyişidir. Algıda bütünlük, önyaşantılar ve öznel bilinç boyutlarından varlık bulur.

Categories: Eğitim Tags: ,

Girişkenliğe Karşı Suçluluk Karmaşası

Salı, 03 Kas 2009 yorum yok

Girişkenliğe karşı suçluluk karmaşası, üç yaşından altı yaşın sonuna  süren evrede yaşanır. Bu dönem çocuklarının motor, dil ve ı yeteneklerinin yanı sıra fiziksel olgunlaşma düzeyleri de oldukça gelişmiş, Bu nedenle çocuk, artan psişik ve fiziksel enerjisini, çeşitli etkinlikle ortaya koymak ister. Ancak girişkenliğin artması ile problemli davranış da artar. Bu evrede aynı zamanda oyuncaklara ve çocuk oyunlarına k; yoğun bir ilgi başlar. Dolayısıyla çocuğun psişik ve fiziksel enerjisinin oluı hedeflere yöneltilmesi, özel bir önem kazanır. Okulöncesi dönem olarak adlandırılan bu evrede yetişkinler, çocuğun okul yaşamına hazırlanması için uygun eğitsel yaşantılar düzenlemelidir. Bu amaçla çocuğun ileti becerilerinin gelişmesi için, gerekli konuşma olanakları sağlanarak, keru ifade etmesine fırsat verilmelidir. Ayrıca çocuğa psiko-motor becerile geliştireceği ve fiziksel bütünlüğünü etkin şekilde kullanabilir yapılandırılmış yaşantı deneyimleri sunulmalıdır.

Yakınlığa Karşı Yalıtılmıştık Karmaşı

Çarşamba, 28 Eki 2009 yorum yok

Yakınlığa karşı yalıtılmıştık karmaşası, 18-26 yaşları  arasında  Genç yetişkinlik (young adult) olarak da bilinen bu evrede, birey, arka ve dostluk ilişkileri kurar. Bu ilişkilerde gelişmiş kimlik duygusunda alarak, sevgi içinde diğer insanlara yönelir. Bireyin sosyal ilişkild karşılıklı güven ve dayanışına duyguları egemen olur. Böylece birey özj duygusunu geliştirerek, toplumda saygın bir yer edinir. Bu evrede karşıt cinsle evlilik amacıyla birlikte olma gereksinimi öne çıkar. An tür sosyal ilişkilerde başarısızlığa düşen bireyler, yetersizlik duygr kapılarak insanlardan uzaklaşırlar. Dolayısıyla diğer insanlarla bütü ve toplumsal kabul görme, bu evrenin kritik özelliğidir. Özetle yalıtıl karmaşasına karşı en etkili çözüm, kalıcı ve güvenilir dostl kurulmasıdır

Endomorflar

Cuma, 23 Eki 2009 yorum yok

Sheldon’a göre endomorf (endomorphy) kişiler, yuvarlak bir beds yapısına, gevşek kaslara ve düzgün bir cilde sahiptir. Başlıca kişfl özellikleri şöyle sıralanabilir:

  1. Hareketleri ağır ve uyuşuktur.
  2. Rahatlarına düşkündürler.
  3. Yeme içmeye düşkündürler.
  4. Neşeli, dost ve arkadaş canlısıdırlar.
  5. Sevme, tanınma istekleri güçlüdür.
  6. Çok düzenli ve derin uyurlar.
  7. Çabuk ve kolay duygulanırlar
Categories: Eğitim Tags:

Mezamorflar

Cuma, 23 Eki 2009 yorum yok

Kas ve vücut yapılan gelişmiş, dayanıklı ve atletik insanlardır. Mezamc kişiliğin karakteristik özellikleri şöyle sıralanabilir:

  1. Bedensel hareketleri hızlıdır.
  2. Spordan, maceradan ve geziden hoşlanırlar.
  3. Sosyal ilişkilerde lider olma ve yönetme becerisine sahiptirler.
  4. Zorluklarla baş etme ve problem çözme yetileri gelişmiştir.
  5. Girişken, atılgan ve bağımsız davranırlar.
  6. Kalabalıktan, gürültüden ve eğlenceden hoşlanırlar.

Gerginlik yaratan durumlarda dışadönük veya saldırgan eğilimi gösterirler

Categories: Eğitim Tags: ,

Fark Eşiği

Pazartesi, 19 Eki 2009 yorum yok

Bir uyaranın, organizmanın duyusal mekanizmalarıyla algılanabilmesi için, belli bir düzeyde (yoğunluk, frekans, kütle vb.) olması gerekmektedir. Yine iki uyaranın birbirinden ayrılabilmesi için de aralarında belli bir fark şiddetinin olması beklenmektedir. Buna göre bir uyaranın fark edilebilen en ufak şiddet değişimine, fark eşiği denmektedir. Örneğin bir sesin duyulabilmesi için belli bir frekans düzeyine ulaşması, iki sesin birbirinden ayrılabilmesi için ise birinin diğerinden daha yüksek frekansa sahip olmasıdır

Categories: Eğitim Tags: ,

Klasik Koşullanma

Cuma, 16 Eki 2009 yorum yok

Klasik koşullama, 20. yüzyılın başında Rus fizyolog İvan P. Pavlov tarafından yapılan deneysel öğrenme çalışmaları ile gündeme gelmiştir. Öğrenmenin karmaşık doğasına ışık tutan bu deneysel çalışmalar; tıp, fizyoloji ve psikolojiye önemli katkılar sağlamıştır. Başlangıçta sindirim fizyolojisi üzerinde çalışan Pavlov, bu konudaki başarıları nedeniyle 1904 yılında Nobel ödülünü alınca, güdülenerek araştırmalarını öğrenme psikolojisi üzerinde yoğunlaştırmıştır. Önceleri fizyolojik salgıların, yiyeceğin sindirilmesine etkilerini inceleyen Pavlov, irade dışı bazı gelişmelerin katkısıyla, öğrenme konusuna ilgi duymuştur. Başka bir anlatımla Pavlov, deneysel araştırmalar sırasında birçok bilim adamının rastlantısal olarak yaşadığı ilginç durumlarla karşılaşmıştır. Denek olarak kullandığı köpeklerde salya salgılaması olayı, yiyecek ağza konmadan önce başlamaktadır

Algıda Bilişsel Süreçler

Çarşamba, 14 Eki 2009 yorum yok

Algıda bilişsel süreçler terimi, algının aktif doğasına ilişkin bir kavramdır. Organizmanın algı sistemi, herhangi bir girdiyi pasif bir biçimde almaz. Ayrıca duyusal verilerle tutarlı, eşbiçimli (izomorfu) forma dönüştürür. Buna göre algı sistemimiz uyaranları anlamlı yaşantılara dönüştürmek için, bilişsel yapı aracılığıyla bir hipotez geliştirir. Genellikle duyusal verilerin, algısal yorumu basit ve tekdüze bir mantık örüntüsü içinde gerçekleşir. Dolayısıyla birey bu süreçte, bilişsel mekanizmaların işleyişinden habersizdir. Ancak olağandışı durumlarda, örneğin belirsiz bir şekle baktığımızda ya da içeriğinden yoksun olduğumuz bir kavramı tanımlamada, algının aktif doğası açığa çıkar. Çünkü böyle bir durumda bilginin anlamlı bir ilişki örüntüsü içinde belleğe kodlanması mümkün, değildir.

Gerçekte algı, bağlamdan ve önceki deneyimlerden etkilenen bir süreçtir. Şu halde bilişsel yapı, öncelikle önyaşantıların kümelendiği belleği tarayarak, yeni bilgiyi onlarla ilişkilendirmeye çalışır. Bu sürece “analiz-

Görüldüğü gibi algı, sadece fiziksel özelliklerin duyusal aktarımından oluşmamaktadır. Şu halde uyarana anlam veren, uyaranın kendisi değil, onu algılayan organizmanın yaşantısal deneyimleridir. Bu nedenle algı, bireye anlam ifade eden etkileşimlerin ürünüdür.